Dünyanın Yedi Harikası Hakkındaki Detaylar

Heybetiyle hayran bırakan Zeus Heykeli’nden Roma’nın simgesi haline gelmiş Kolezyum’a, mimarisiyle göz kamaştıran Tac Mahal’den halen gizemini koruyan Keops Piramidi’ne insan eliyle yapılmış bugüne kadarki en güzel yapıları bu yazıda sizin için detaylandırıyoruz. Hem tarihi hem de mimari açıdan büyük öneme sahip bu yapılardan bazıları Yunanistan’da, bazıları İtalya’da, bazıları Türkiye’de, bazıları Hindistan’da, bazıları ise dünyanın başka yerlerinde. Eski ve yeni olmak üzere iki kategoride incelenen dünyanın yedi harikası, aşağıdaki enfes ayrıntılarla burada. Okumaya devam ederek dünyanın yeni ve eski yedi harikası hakkındaki bilgileri öğrenebilir, genel kültür seviyenizi yükseltebilirsiniz.



Dünyanın Yeni Yedi Harikası

Çin Seddi
MÖ 7. Yüzyılda inşasına başlanan ve toplam uzunluğunun 20.000 km’den fazla olduğu bilinen Çin Seddi, kuzeyden gelen istilacıları önlemek amacıyla yapılmış. Yapımı tamamlanana kadar ülkede farklı hanedanlar hüküm sürdüğü için tek bir hükümdarın ismini vermek doğru olmaz. Ancak biliniyor ki günümüzde ayakta kalan kısmı, Ming Hanedanı zamanında inşa edilmiş. UNESCO Dünya Mirası listesinde de kendine yer bulan bu harikulade yapı, tamamı olmasa da bugün bile incelenebilir. 2500 kilometrelik kısmının günümüze ulaştığı Çin Seddi, aynı zamanda Huang Ho Nehri’ni de ikiye ayırır. Ülkenin turistik değer kaynağının büyük bir kısmını oluşturan Çin Seddi, her yıl milyonlarca kişi tarafından ziyaret edilmekte.

Petra Antik Kenti
Kayıp Cennet olarak bilinen Petra Antik Kenti, Ürdün’de yer alır. MÖ 4. Yüzyılda Nebatiler tarafından inşa edilen bu şehir, kayalara oyulmuş şahane mimarisiyle dikkat çekmekte. Ürdün’deki ticaret yollarının keşişim noktasında bulunmasıyla da önem arz eden kentin en ikonik yapılarından biri El-Hazne’dir. Bu yapının en altında bir bölüm olduğu ve bu bölümde ise kral mezarlarının gömülü olduğu söylenmekte. 1812 yılında Batı dünyası tarafından yeniden keşfedilen Petra Antik Kenti içinde bugün; amfi tiyatro, ev, rölyef, mezar, tapınak ve merdiven gibi yapılar görmek mümkün.



Tac Mahal
Biraz hüzünlü bir aşk hikayesine konu olan Tac Mahal, Hindistan’ın Agra kentinde yer alır. 1632 ile 1653 yılları arasında binlerce işçinin görev almasıyla inşa edilen bu görkemli yapı, Babür İmparatoru Şah Cihan tarafından eşi Mümtaz Mahal için yaptırılmıştır. Beyaz mermerden yapılmış bir anıt mezara ev sahipliği yapan Tac Mahal, özellikle yapının geneline yayılan simetri ve detay işçiliğiyle övgüyü hak eder. Aşkın sembolü olarak görülen bu yapı, ülkedeki Yamuna Nehri’nin kıyısı boyunca yüzyıllardır uzanarak kendini görmeye gelen yerli ve yabancı turistleri karşılar. Ek olarak Tac Mahal’i benzersiz kılan unsurlardan biri, yalnızca mimarisi değil, zamanla değişen görünümü. Günün farklı saatlerinde ve farklı ışık koşullarında mermer yüzeyin renk değiştirdiği, sabahları pembemsi, gün batımında altın tonlarına büründüğü söylenir. Bahçe düzeni, su kanalları ve yansımalarla birlikte düşünüldüğünde yapı, ölümden sonra bile süren bir bağlılığı simgelemektedir. Bu yönüyle Tac Mahal, yalnızca bir anıt mezar değil, mimariyle anlatılmış zamansız bir aşk hikayesi olarak da değerlendirilir.

İsa Heykeli (Brezilya/Rio de Janerio)
Brezilya’nın Rio de Janerio şehrindeki Corcovado Dağı üzerine inşa edilen Kurtarıcı İsa Heykeli, 1931 yılında tamamlanarak dünyada Hristiyanlığın ve barışın simgesi haline gelmiştir. Kaidesiyle birlikte 38 metre uzunluğunda olan bu devasa heykel, Art Deco tarzında yapılmıştır. Şehrin Portekiz işgalinden kurtuluşunun 100. yılı anısına inşa edilen Kurtarıcı İsa Heykeli, bugün kentin turistik noktalarının en önemlilerinden birini oluşturmakta. Heykelin en dikkat çekici unsurlarından biri, kollarını iki yana açmış duruşudur. Bu duruş hem şehri hem de insanlığı kucaklayan bir figür olarak yorumlanır. Corcovado Dağı’nın zirvesinde yer alması sayesinde Rio de Janeiro’nun neredeyse her noktasından görülebilen Kurtarıcı İsa Heykeli, yalnızca dini bir simge değil; aynı zamanda şehrin kimliğiyle bütünleşmiş evrensel bir barış ve umut sembolü olarak kabul edilmektedir.

Chichen Itza
Mayalar dendiğinde akla ilk gelen yerlerden biri olan Chichen Itza, Kristof Kolomb’un keşfinden çok önce Maya halkına yerleşim yerini oluşturuyordu. Meksika’daki bu yerin MÖ 700 ila 900’de inşa edildiği varsayılıyor. En ünlü yapıları arasında Kukulkan Piramidi bulunan Chichen Itza’nın en aktif olduğu dönemin, MS 600 ile 1200 yılları olduğu belirtilmekte. UNESCO Dünya Mirası listesine girmeye hak kazanan Chichen Itza, günümüzde en çok ziyaret edilen yerler arasında üst sıralarda yer almakta. Ayrıca belirtmek gerekir ki Chichen Itza’yı diğer antik kentlerden ayıran en önemli özelliklerden biri, astronomiyle olan güçlü ilişkisi. Özellikle Kukulkan Piramidi, ekinoks dönemlerinde oluşan ışık ve gölge oyunlarıyla “tüylü yılan” figürünü yansıtacak şekilde tasarlanmıştır. Bu durum, Maya uygarlığının gökyüzü hareketlerini mimariyle birleştirecek kadar ileri bir bilgiye sahip olduğunu gösterir. Dini törenler, gözlemsel astronomi ve şehir planlamasının iç içe geçtiği Chichen Itza, bu yönüyle yalnızca bir yerleşim alanı değil, aynı zamanda kutsal bir bilgi merkezi olarak kabul edilir.

Machu Picchu
15. yüzyılda İnkalar tarafından inşa edilen bu yer, Peru’da yer alır. Tam olarak ne amaçla yapıldığı netlik kazanmasa da dünyanın yedi harikası ünvanını almaya hak kazanmış bu yapı kompleksi, eski Amerikan senatörü ve arkeolog olan Hiram Bingham tarafından gün yüzüne çıkarılmıştır. Machu Picchu deniz seviyesinden yaklaşık 2500 kilometre yüksekte yer almakta. İnşasında raylı halat sistemlerinin kullanıldığı bilinen bu yer her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti kendine çekmeyi başarıyor. Öte yandan Machu Picchu’yu benzersiz kılan unsurlardan biri, doğayla kurduğu kusursuz uyumdur. Dağın zirvesine zarar vermeden inşa edilen teraslar hem tarım alanı hem de erozyon önleyici bir sistem olarak kullanılmıştır. Taş blokların harç kullanılmadan birbirine mükemmel şekilde oturtulması ise İnka mühendisliğinin ulaştığı ileri seviyeyi gözler önüne serer. Sisler arasında kaybolan konumu ve gizemli geçmişiyle Machu Picchu, yalnızca bir arkeolojik alan değil, insan ile doğa arasındaki dengeyi simgeleyen zamansız bir yapı olarak değerlendirilir.

Kolezyum
İtalya’nın sembollerinden biri olan Kolezyum, sanatsal ve sportif etkinlikler için inşa edilmiş bir yapıdır. Yapıldığı dönemde arena olarak kullanılan bu yer, zamanla ticarethane, dini mabet ve taş ocağı olarak da kullanılmıştır. MS 80 yılında inşası tamamlanan Kolezyum, yaklaşık 50.000 kişilik bir kapasiteye sahip. Antik Roma’nın mühendislik harikası olarak adlandırılmasıyla da ün kazanan Kolezyum, depremler ve yağmaların ardından bugünkü görüntüsüyle günümüzde hala dikkatleri üzerine çekmeyi başarır.



Dünyanın Eski Yedi Harikası

Keops Piramidi
Mısır’ın en bilinen yapılarından olan ve gizemini günümüzde bile korumayı başaran Keops Piramidi, MÖ 2500 ila 2560 yıllarında inşa edilmiştir. Adını, dönemin firavunu Keops’tan alan bu piramit, yaklaşık 146 metre yüksekliğe ulaşmakta. Nasıl yapıldığı ve yapımında kimlerin görev aldığı bugün bile tartışılmakla birlikte, dünya dışı varlıkların eseri olduğu düşüncesi, yapıyı gizemli hale sokan detaylardan sadece biri. Keops Piramidi, aynı zamanda Büyük Piramit ve Khufu Piramidi olarak da bilinmekte. Dünyanın en çok ziyaret edilen ve en çok merak edilen yapılarından biri olan bu piramidin inşası, yaklaşık 20 yıl sürmüştür.

Babil’in Asma Bahçeleri
Irak’ın Babil yakınlarında bir yerde inşa edildiği düşünülen bu yapı, sırlarını günümüze taşıyan yerlerden biri. Babil kralının eşi için yapıldığı rivayet edilen Babil’in Asma Bahçeleri, yemyeşil bir alanda çiçekler, ağaçlar ve merdivenlerle donatılmış bir yapı kompleksi olarak tasarlanmış. Uzaktan bakıldığında teraslar üzerine ekilmiş ağların yer aldığı bahçeler, dönemin mühendislik harikalarından biridir. Antik kaynaklarda detaylı biçimde betimlenen bu bahçelerin en dikkat çekici yönlerinden biri, gelişmiş sulama sistemi. Bahçede, Fırat Nehri’nden yukarı taşındığı düşünülen suyun teraslara dağıtılması için mekanik düzenekler kullanıldığı tahmin edilir. Bu yönüyle Babil’in Asma Bahçeleri, yalnızca estetik değil, aynı zamanda doğayı mimariyle birleştiren ileri mühendislik anlayışının da güçlü bir temsilcisi olarak kabul edilmekte.

Artemis Tapınağı (Türkiye/İzmir)
İzmir’in Selçuk ilçesinde yer alan Artemis Tapınağı, MÖ 550 civarında inşa edilmiştir. Tanrıça Artemis’e adanan bu tapınak, tamamı mermerden yapılan tek tapınak olma ünvanını da elinde tutar. Antik dünyanın en büyük tapınaklarından biri olan Artemis, defalarca yıkılsa da günümüze kadar ulaşmayı başarmış. Diğer adı Diana Tapınağı olan bu yapı, sadece dini bir mabet değil, Efes’te tüccar yoğunluğu sebebiyle ticarethane amacıyla da kullanılmış. Tüm bu yönleriyle Artemis Tapınağı o dönemde kozmopolit bir inanç sistemine hizmet eden bir yapı halini almıştır.

İskenderiye Feneri
MÖ 3. yüzyılda inşa edilen İskenderiye Feneri, Mısır’da bulunur. İskenderiye’nin Pharos Adası’nda yer alan fener, beyaz mermerden yapılmış. Denizcilerin yönünü kolaylıkla bulması amacıyla yapılan bu yapı, yaklaşık 130 metre yüksekliğe ulaşmakta. Depremler sonucu yıkılıp yeniden inşa edilse de İskenderiye Feneri, antik dünyanın en uzun yapılarından biri olarak tarihe geçmiş. İskenderiye Feneri’nin en dikkat çekici özelliklerinden biri, tepesinde yer aldığı düşünülen ateş sistemi ve bu ışığı denize yansıtan aynalı düzeneğidir. Geceleri yakılan ateş sayesinde fener, kilometrelerce uzaktan görülebilir ve gemiler için güvenli bir referans noktası oluştururdu. Hem işlevselliği hem de anıtsal mimarisiyle İskenderiye Feneri, sonraki dönem deniz fenerlerine ilham veren simgesel bir yapı olarak kabul edilmekte.



Halikarnas Mozolesi
Türkiye’nin Muğla ilinin Bodrum ilçesinde bulunan Halikarnas Mozolesi, MÖ 4. yüzyılda inşa edilmiştir. Karia kralı Mausolos tarafından kızı ve karısı için anıt mezar olarak yaptırılan bu yapının kalıntıları, zamanında geçirdiği yıkıcı depremler sebebiyle azalsa da Bodrum Açıkhava Müzesi’nde sergilenir. Çevresindeki görkemli heykellerle süslü bu mozole, Mısır mimarisi tarzındaki çatısı ve Yunan mimarisindeki kolonlarıyla ziyaretçilerine tam bir görsel şölen sunar.

Zeus Heykeli (Yunanistan/Olimpia)
Altın ve fildişi malzemelerle inşa edilen Zeus Heykeli, Yunanistan’ın Olimpia kentine yer alır. MÖ 5. yüzyılda heykeltıraş Phidias tarafından yapılan heykelin boyu, 12 metreye ulaşmakta. Zeus Heykeli’nin en önemli özelliklerin biri göz alıcı süslemeleri ve parlaklığıdır. Antik kaynaklara göre Zeus Heykeli’ni görenlerin, tanrıyla yüz yüze gelmiş hissine kapıldığı aktarılır. Zamanla yok olan bu eser, günümüzde yalnızca yazılı anlatımlar ve görsel tasvirler üzerinden değerlendirilebilse de antik dünyanın en etkileyici sanat eserlerinden biri olarak kabul edilmeye devam eder.

Rodos Heykeli (Yunanistan/Rodos)
MÖ 3. Yüzyılda inşa edilen Rodos Heykeli, Yunanistan’ın Rodos Adası’nda bulunur. Güneş Tanrısı Helios’u temsil eden eserin, yaklaşık 33 metre yüksekliğe ulaştığı tahmin edilmekte.  Depremler yüzünden sadece 56 yıl ayakta kalmayı başarabilen Rodos Heykeli’nin yapımı ise 12 yıl boyunca devam etmiştir. Heykelin inşasında tamamen tunç malzemeler kullanılmış. Rodosluların tanrıya şükranlarını göstermek amacıyla inşa ettikleri bu heykel, kendisinden sonraki eserler için de ilham kaynağı olmuştur.